Yalnız ve güzel hayallerime…
Emre Şahbaz
Bu kullanıcı herhangi bir kişisel bilgi paylaşmamış
AnaSayfa: http://www.emresahbaz.com
Emre Şahbaz tarafından yayınlananlar
Lojik Kapı Simulatörü
30 Mar
Bu simulatör beni lise yıllarıma geri götürdü, zamanında az uğraşmadık bu kapılarla. Bizim zamanımızda internet yaygın değildi ve bu tarzda simulatörler yok gibiydi ama unutmadığım bir program olan Electronic Workbench 4.0 ile bu tarzda ufak tefek devreler yapabiliyorduk. Belki bu kapıların ne işe yaradığını bilemeyebilirsiniz bu yüzden kapıların nasıl çalıştığı hakkında hazırladığım tablolara bakabilirsiniz.
Dünyalı değilde Venüslü olsaydık kaç yaşında olurduk?
16 Mar
Bilindiği gibi Dünya’nın Güneş etrafında bir tur atması için gereken süre 365 Gün ve 6 Saat, kendi etrafında tam bir tur atması ise kendi ölçülerimize göre 24 saat, Dünya üzerinde kullandığımız ölçüleri sabit tutarsak acaba diğer gezegenlerde bu süreler ne kadar sürüyor? Aşağıda bu süreleri tablo halinde görebilirsiniz.
| Gezegen | Kendi etrafında dönüş süresi | Güneş etrafında dönüş süresi |
| Merkür | 58,6 Gün | 87,97 Gün |
| Venüs | 243 Gün | 224,7 Gün |
| Dünya | 1 Gün | 365,3 Gün |
| Mars | 1,03 Gün | 1,88 Yıl |
| Jüpiter | 0,41 Gün | 11,86 Yıl |
| Satürn | 0,45 Gün | 29,46 Yıl |
| Uranüs | 0,72 Gün | 84,01 Yıl |
| Neptün | 0,67 Gün | 164,79 Yıl |
| Plüton | 6,39 Gün | 248,59 Yıl |
Peki Venüste yaşasaydık kaç yaşında olurduk? Hemen kalem kağıdı elimize alıp matematiksel işlemlere başlayalım. Önce Dünyada kaç gün yaşadığımızı bulalım, ardından bulduğumuz sayıyı 224,7 ye bölelim, sanırım böyle uzun olacak en iyisi bu işlemleri doğum tarihimizi girdikten sonra otomatik olarak yapan siteye gidelim. Bu arada diğer gezegenlerde kaç yaşına geldiğinizide bulabilirsiniz. En çok gece – gündüze Satürnde, en az yaşımıza da Plütonda sahip olabilirmişiz.
Çanakkale Zaferi
12 Mar
Bu sene 18 Mart’ta Çanakkale Zaferinin 95. yılını kutlayacağız, Çanakkale’de şehit olan askerlerimize bir Fatiha okumak onlara bir teşekkür olacaktır.
Bilindiği gibi Çanakkale Cephesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devletinin savaşa dahil olduğu cephelerden sadece birisi. Osmanlı Devleti Çanakkale Cephesi ile birlikte toplam 7 cephede savaş verdi. Bunlar; Kafkas Cephesi, Galiçya Cephesi, Çanakkale Cephesi, Yemen-Hicaz Cephesi, Sina-Filistin Cephesi, Irak Cephesi ve Makedonya Cephesiydi. Aklıma takılan konu bu kadar cephe varken sadece Çanakkale Cephesinin öne çıkması, diğer cephelerde de şehitler, gaziler verdik, en üzücü olanlarından birisi olan Sarıkamışta yaşananlar mesela, her cephe için bir anma günü olmalı diye düşünüyorum, birgün olacaktır elbet. Araştırırsak hepimizin bir akrabası, bu cephelerden birisinde savaşmıştır, annemin dedesinin İngilizlere esir düştüğü ve gözlerinin kör edildiği Irak Cephesinde olduğu gibi.
Çanakkale Savaşı hakkında kısa bilgi
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915 – 1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı Devleti’nin başkenti konumundaki İstanbul’u alarak boğazların kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olacak, iki tarafın da çok ağır kayıplar vermesiyle İtilaf Devletleri geri çekileceklerdir.
Çanakkale Savaşı için yazılmış şiirler
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela…
Hani tauna da zuldür bu rezil istila…
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab…
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın… Heyhat,
Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif ERSOY
Bir Yolcuya
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed’in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.
Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil ONAN
Çifte Standartlar
11 Mar
Her zaman zevkle okuduğum “Ziya Aktürer” yazısıdır.
Saçma veya değil, önemli değil, kural ne diyor? Hakemden rakibine kart göstermesini isteyip elinle kart işaretini yaparsan sarı kartı görürsün. Daha iki hafta evvel bu kuraldan Santos sarı kartı gördü, ondan önce Güiza gördü, Kazım topa bakıyorum dedi o bile kart gördü. Bu hafta bakıyoruz aynı hareketi Galatasaraylı Jo yapıyor, hakemden tık yok. O da yetmiyor, gidiyor rakibinin ensesine basıyor yumruğu. Aynı hareketi mesela Emre yapsa kırmızı kart + üç maç ceza. Hakemde gene tık yok. Normal bir hakemle dört sarı, iki kırmızı kart görmesi gereken maçı Jo sadece bir sarı kartla bitiriyor. Alex’in beş sarı bir kırmızı kart gördüğü ligde daha Servet’in sarı kartı bile olmadığını düşünürsek çok da sürpriz değil. Eliyle “benim rakibimle alakam yok, topa bakıyorum” diyen Kazım’ı bile kart hastası yaparak çıldırtıp kaçırtan işte bu hakemler. Yoksa bu kadar art niyetli hakem çıkacak da Eskişehir’in pozisyonlarını elle oynama diyerek cezalandırmayacak, olacak iş mi?
Bir kere o pozisyonlara elle oynama var diyen futboldan anlamıyordur. İlk pozisyonda, yani Galatasaray’ın atağında top Galatasaraylı oyuncu tarafından oynandıktan bir saniye sonra yaklaşık iki metreden Eskişehirli oyuncunun eline çarpıyor. O mesafeden o kadar kısa süre içinde kimse elini çekemez. Bu pozisyonda hangi takıma avantaj sağlandığı önemli değil. Kasıt var mı yok mu ona bakmak lazım. İki metreden vurulan topta kasıt olabilir mi hiç? İkinci pozisyonun bu pozisyondan bile elle ilgisi yok. Top rakibinin önünde sekiyor. O pozisyonda futbolcu istese bile o kadar kısa sürede öyle bir refleks göstererek topu önüne alamaz. Dünyada böyle refleksi olan bir insan yok. Eskişehirli futbolcu topa hamle yapıyor, Galatasaraylı oyuncunun da o kadar boş bulunacağını düşünemiyor, hamlesine başladıktan sonra vücuduyla topu önüne düşürüyor. Zaten diyorum, bu kadar yanlı, bu kadar taraflı maç yöneten, Eskişehir’in ne hikmetse hiç konuşulmayan net gol pozisyonunu ofsayt diyerek kesen, Galatasaray lehine o penaltıyı uyduran hakem, bu pozisyonları hiç atlar mı?
Bünyamin Gezer, Fenerbahçe maçında iki net penaltıyı afiyetle yerken gene gıkı çıkmıyor. Ertesi gün Galatasaray’ın maçına bakıyoruz. Santos’a yapılan hareket penaltıysa Emre’ye yapılan penaltı + kırmızı kart + iki maç da ceza. Netice ne? Galatasaray lehine skandal bir penaltı, Fenerbahçe aleyhine verilmeyen iki penaltı. Ondan sonra neymiş, hakemler Emre’ye kart gösteremiyormuş. Hakem yediği naneleri bilmese öyle bir gösterir ki o sarı kartı. Ama sen o penaltıyı vermedikten sonra gidip o sarı kartı gösteremiyorsun işte. Servet Fenerbahçe’deyken sezonda on sarı, üç kırmızı kartla oynarken gitti Galatasaray’a daha sarı kartı yok. Tomas Fenerbahçe’de her yedi – sekiz maçta bir cezalı duruma düşerdi. Galatasaray’da neredeyse sarı kartsız sezonlar geçirdi. Neill daha geldi ilk maçta gole giden rakibini biçti indirdi, değil kırmızı sarı kart bile yok. Kısa zamanda anladı Türkiye’de sarı kırmızı formayla ne kadar dokunulmaz olduğunu, bundan sonra her maç rakiplerini yerden yere vurup kart falan görmeyecek. Keita her maçta rakibine kart göstertmek için kendini yerden yere atıyor, Nobre’ye yapılanların, söylenenlerin binde biri bile söylenmiyor. Ben daha bu Keita kadar hakemle oynayan ama bu kadar da kötü bir oyuncu hayatımda görmedim. Arif’de atardı kendini yerden yere ama bir estetik olurdu atışlarında. Bu Keita en ufak darbede elektrik şoku verilmiş gibi yerlerde, kollar ayrı yerde bacaklar ayrı tarafta can çekişir bir hali var, üç metre uzağından geçen su bardağında üzerine asit püskürtülmüş gibi kıvranıyor, hala bir hakem de çıkıp sarı kartı dayayamadı suratına.
Şimdi bir kere Galatasaraylı basının Emre’yi hedef göstermesi çok normal. Çünkü takımı sürükleyen iç tane isim var. Bir tanesi Alex, bir tanesi Lugano, bir tanesi de Emre. Güiza ile ilgili bir şey yazan var mı, ya da Vederson’la? Bu üç isim sürekli yıpratılacak geri kalan 10 maçta. Tribünlere hedef gösterilecekler, hakemlere hedef gösterilecekelr, her maç sonunda neden bu simler kart görmedi diye ciyak ciyak bağıracaklar. Emre’nin isyanının aynısını Arda yapınca sevimli çocuk oluyor, hakemlere şirin gösterilmeye çalışılıyor. Gerçek hedef bu üç tane futbolcunun kalan on maçtan yarısında bir arada oynayamamasını sağlamak. Bu isimler yıpratılırken diğer pozisyonlar hep göz ardı edilecek. Nasılsa bol miktarda hakemi de yenmeye Fenerbahçe taraftarı da var zaten. Bir kişi çıksın şu Mehmet Topuz’a gösterilen sarı kartın neden Galatasaraylılara gösterilmediğini anlatsın. İnönü’de Gökhan Gönül’ün düşürülmesiyle şu son maçta Santos’un yere atlayışını bir karşılaştırsınlar bakalım. Daha yere düşerken gözleriyle hakemi aramaya başlıyor. Pozisyonu göremeyen hakem sırf bu bakıştan bile anlar penaltı olmadığını. Düşürülen adam ilk iş olarak hakeme bakmaz. Ya canı acımıştır, darbe yediği yere bakar, ya da rakip oyuncuya sinirlenmiştir, ona tepki gösterir. Fenerbahçe’ye verilmeyen penaltılarla Galatasaray’a verilenleri yan yana koysunlar bakalım ortaya nasıl bir sonuç çıkacak. Aynı hakem, aynı rakibe karşı, aynı pozisyonda Fenerbahçe ve Galatasaray aleyhine ve lehine farklı kararlar veriyorsa kimse de masal anlatmasın, bu hakemler ligi bitirmişler kendi aralarında. Galatasaray’ı şampiyonluk yarışının içerisinde bırakacaklar. Ancak rakip takım Eskişehirspor gibi onurlu ve mücadele eden bir takım olursa ve Galatasaray’da her zamanki rezil futbollarından birisini oynarsa o zaman hakemin bile gücü yetmeyecek işte. Ama ligde bu formatta kaç tane maç görebileceğiz ki daha?
Sene başından beri hakem katliamı alabildiğince sürüyor. Arda’ya, Servet’e, Jo’ya, Neill’e çıkmayan kartlar konu Fenerbahçe olunca faiziyle gösteriliyor. Gösterilir de. Hakemler biliyorlar ki Fenerbahçe’yi yakarlarsa ne ceza var ne de tepki. Hele Fenerbahçe lehine hatalı bir karar versinler, hepsi bütün gazetelerde manşet, televizyon programlarında birinci konuk. Oysa Fenerbahçe’yi yak, ertesi hafta ödül maçını kazan. Derbinin katili Aydınus ödül olarak Fenerbahçe maçında. Ya da biz ödül sanıyoruz, belki de görevle Fenerbahçe maçında. Ondan önce Diyarbakır maçını katleden Koray Gencerler, ondan önce gene Bünyamin Gezer. Her maç ayrı bir isim her maç ayrı bir skandal. Gerçi Antalyaspor maçını berabere bitiremediği için Bünyamin Gezer’e bir ceza gelebilir. Kurtarıcı olarak Emre Çolak’ı oyuna alan bu takım Türkiye liginin lideri, daha fazla yorum yapmaya gerek var mı?
Ziya Aktürer
Japonlardan yeni ifadeler
10 Mar
Artık iki karakter ile karşımızdakine duygularımızı belli edebiliyoruz, mesela : ) : ( gibi, fakat Japonlar her konuda olduğu gibi bu konuda da kendilerini geliştirmişler.







